“Marifetler – Ursula K. Le Guin” kitap yorumu

“Güce sahip olmak demek, güce hizmet etmek demektir.”

Yerdeniz Büyücüsü kitabıyla tanıdığım Ursula K.Le. Guin, bir üçlemenin ilk kitabı olarak yazdığı Marifetler isimli kitabında yine güzel bir hikayeye imza atmış. Fantastik ögeleri öyküsüne yediren, genelde insandan ve yaşamdan yazan yazar, bu sefer kitabında iradeye ve güce yer vermiş. Açıkcası uzun cümlelerle anlatılacak duygu ve düşünceleri bir hikayeye, hatta bazı yerlerde sessizliğe sığdırarak ortaya enfes bir lezzet çıkarmış. Üstelik üslubundaki sadelik sayesinde kitap kolayca ve seri şekilde okunuyor.

Kitaptaki hikaye, ovada ve dağlarda yaşayan insanların olduğu bir çağda geçiyor. Dağ insanlarının bazılarının bir takım özel güçleri var ve bu güçlerini soylarını ve arazilerini korumakta kullanıyorlar. Hayvanları çağırabilen ve eğitebilen, bir bakışla her şeyi kül ve toz edebilen, insanları bir bakışla sakat bırakabilen, bir bıçağı tam istediği noktaya saplayabilen, bir bakışla insanı hasta edebilen ve benzeri güçler bunlar. Ve doğuştan babadan oğula, anadan kıza geçen marifetler. Ancak hikaye ilerledikçe bu güçlerin aslında marifet sahibine sorumluluk yükleyen ve soylarını korumak için kullanılması zorunlu hale gelen birer bedel olduğunu anlıyoruz.

Kitabı baş kahramanımız Orrec’in gözünden okuyoruz. Onun düşüncelerinden, sevincini, korkusunu, sevgisini, öfkesini, hayallerini dinliyoruz. Hayvanları çağırma ve eğitme marifetine sahip olan çocukluk arkadaşı Gry, bir ovalı olan annesi Melle ve bir bakışıyla herşeyi toz ve kül edebilen, soylarının koruyucusu olan babası Brantor Canoc’un türlü hallerini onun bakış açısından dinliyoruz. Tabi ki Ursula her birinin farklı özelliklerini farklı hikayeciklerle düşündürerek bize aktarmakta çok başarılı. Mesela Brantor Canoc’u hikayenin başında bir baba olarak tanıyoruz, sonra soyunun koruyucusu, bir arkadaş, bir düşman, sonra bir eş…

Bergama, Nisan / 2019

Özetle hikayede, bir çocuk olan Orrec’in yaşadığı dünyada güç sayılan marifetini keşfetme sürecine tanık oluyoruz. Ancak bu süreçte toplumda dayatılan gelenekler ve sorumluluklar, sahip olunanın ödenmesi gereken bir şeye dönüşmesine neden oluyor. Böylelikle bir çocuğun iç çatışmasına tanık oluyoruz.

Marifetini keşfetme sürecinde onu kontrol edemediğini farkederek gözlerinin mühürlenmek üzere bağlanmasıyla Orrec’in karanlığında, irade üzerine mesajlar okuyoruz. Bunun yanında hayatın nasıl süreceğine ve nasıl biteceğine dair düşünceleri bize hikayenin asıl mesajlarını taşıyan birer mektuba dönüşüyorlar.

“İrade nedir? diye sordum babama.

-Şey, senin niyetin.”

Peki ama marifet sahibi birisi marifetini kullanmak istemezse ne oluyor? Bu yaşam biçimini hatta marifetini sorgular ve amacını değil de nedenini aramaya girişirse? Hayvanları avlanmaları için çağırmayı reddeden çocukluk arkadaşı Gry ve bir bakışıyla herşeyi yok edebilme marifetini kullanmak istemeyen Orrec’in kendilerine dayatılan yaşamları kabul etmeme, değiştirme, yaşamak istedikleri hayatı seçme ve cesaret ederek kendilerine dayatılana karşı koyma hikayelerini anlatan Marifetler, fantastik kitap sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu kitabı sevenlerin serinin 2. ve 3. kitapları olan “Sesler” ve “Güçler”i okuması tavsiye edilmekte. Seriyi okuyanlarınız varsa yorum bırakabilir öneride bulunabilirsiniz.

“Tam içinde yaşarken, hayatınızın bir hikaye olduğunu fark etmeniz, onu hakkıyla yaşamanıza yardımcı olabilir. Gerçi, hayatınızın nasıl süreceğini veya nasıl biteceğini bildiğinizi düşünmeniz akıllıca olmaz. Bu ancak bittiğinde öğrenilebilecek bir şeydir.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s